Yeni Düzene Ayak Uydurmak "Online Eğitim"

 

Aralık 2019 sonu ve 2020 Ocak Ayı başında ortaya çıkan Covid-19 Virüsü bütün dünyada korkulu bir rüya haline geldi. Ölümleri azaltmak, bulaşın ilerleme hızını düşürmek, tedavi çalışmaları için zaman kazanabilmek amacıyla birçok ülkede alınan tedbirler arasında şüphesiz en çok üzerine çalışılan konu toplu organizasyonların aksamadan ilerleyebilmesi adına planlanan çevrimiçi oturumlar oldu.

Dünya çapında Birleşmiş Milletler verilerine göre 770 Milyon öğrenen kitle vardır. Bunlar ilkokul sıralarından lisans sonrası kendisini geliştirmeye devam eden, öğrenmenin bir sonu olmadığına inanan geniş bir insan grubudur.

Uzaktan eğitimin kullanılması ülkelerin, kurumların ve hatta kişilerin içinde bulundukları çağa ve erişilmiş teknolojiye uyum sağlayabilme göstergelerinden biri olarak değerlendirilebilir. Günümüzde gelişmiş olarak adlandırılan ülkeler aslında yaşlanan nüfuslarına bir anlamda katkı sağlaması gibi yan amaçlarla yaşam boyu öğrenme kavramını bir değer olarak sunmakta, hatta bir kültür haline getirmekte ve yaşam boyu eğitim faaliyetlerine yüksek önem vermektedir. Dolayısıyla zaman ve mekân sınırlarını ortadan kaldıran uzaktan eğitim en çok tercih edilen yöntem haline gelmiştir.

Online olarak yürütülen eğitimlerin avantaj ve dezavantajlarına değinecek olursak öncelikle, çevrimiçi eğitimler farklı öğrenme tekniklerine zemin oluşturabilirler. Dijital araçlarla farklı öğretme ve öğrenme yöntemleri kişiler arası değişen öğrenme serüvenine katkı sunacaktır. Esnek olması diğer bir olumlu özellik olarak karşımıza çıkar. Ortadan kalkan mesafeler istediğimiz zaman istediğimiz yerden ulaştığımız bilgi ve mekandan bağımsız ulaşabildiğimiz modüller bu eğitim yönteminin ne kadar esnek olduğunu gösterir. Örgün eğitimde yalnızca sınıf popülasyonunun daha az olduğu durumlarda daha kaliteli bir eğitim verilebilir, fakat uzaktan eğitim yöntemlerinde böyle bir fark söz konusu değildir. Ayrıca uygun bir altyapıya (internet, bilgisayar vs) sahip olduğu sürece, kişinin uzaktan eğitimde veri kısıtı yoktur. En önemli katkılardan bir diğeri ise farklı ülkelerden, farklı coğrafyalardan olan kişiler aynı eğitim içeriğine ulaşılabilir. Güvenlik problemi olan bölgelerde eğitimin aksamasını azaltır. Olağan dışı durumlarda (savaş, sokağa çıkma yasağı vb.) öğrencinin öğrenmesi devam ettirilebilir. Kültürel ve dini inançlardan dolayı bazı topluluklarda bulunma kısıtı olan kişiler için seçenek sağlar.

Peki hiç mi yok dezavantajı derseniz elbette bunlardan da bahsetmeden geçemeyiz. Öncelikle herkesin kendi eğitim sürecini yönetebilme disiplinin olmadığını bilmemiz gerekir. Yeteri disipline ulaşamayan kişi için planlamak, olumsuz özgürlük kavramları sorun oluşturabilir. Teknik yetersizlik yaşanılan durumlarda eğitimin aksama ihtimali önüne geçilebilir bir sorun gibi görünse bile anlık zorluklara neden olabilir. Bu gibi avantajlar ve dezavantajlar ele alındığında avantaj diyebileceğimiz durumların baskın olduğu aşikardır.

Sonuç olarak yakın gelecekte uzaktan eğitimin ve hatta daha yeni bir isimlendirmeyle dijital öğrenmenin, ikincil (atıl) bir alternatif ya da yüz yüze öğrenmede destek fonksiyonu olmak yerine, eğitimin asli zemini haline dönüşeceği öngörülmektedir. Covid19 salgını dolayısıyla hızlı bir adaptasyonla geçilen erken dönem yaygın dijital öğrenme deneyiminden çıkarılan dersler, tüm dünyada bu yöntemin geliştirilmesine hizmet edecek, yakın gelecekte dijital öğrenme, yeni teknoloji ve sistemlerin de katkısıyla işlevselliği artarak ana öğrenme yapısı haline gelecektir.